Hayat, insanın kendi iradesiyle çizmeye çalıştığı bir resim ile ilahi kalemin takdir ettiği nakışın harmanıdır.
Çoğu zaman kendi ellerimizdeki fırçaya o kadar odaklanırız ki, asıl sanatın ve hikmetin tablonun tamamına yayılan O Büyük İrade'de saklı olduğunu unuturuz.
İşte tam bu noktada, kalbi yatıştıran, nefesi ferahlatan o kadim limana sığınırız:
"Yâ Nasip, Yâ Kısmet..."
Bu sözler, bir teslimiyet beyanı olduğu kadar, insanın kendi sınırlarını fark etme bilgeliğidir.
Modern dünyanın "her şeyi kontrol edebilirsin" yanılgısına karşı, "sen sadece ekmekle sorumlusun, filizlendirmek senin elinde değil" diyen bir hakikat fısıltısıdır.
Nasip, gayretin bittiği yerde başlayan o ilahi dokunuşun adıdır.
"Yâ Nasip" demek, varlığın asıl Sahibine olan itimattır. İnsan, bazen çok istediği bir şeyin peşinde hırsla koşarken, o kapının neden açılmadığına yanar. Oysa nasip, sadece almak değil, bazen de korunmaktır.
Mahrum kaldıklarımızda gizlenen hayrı görebilmek, ancak tevekkül gözlüğüyle bakıldığında mümkündür. Biliriz ki; eğer bir şey nasibimizde varsa, o bize dünya kadar uzak olsa da gelir bizi bulur. Eğer nasibimizde yoksa, elimizde olsa bile bir gün parmaklarımızın arasından süzülüp gider.
Kısmet ise bir vakit meselesidir.
Toprağın altında bekleyen tohumun, gün ışığına çıkmak için kışın soğuğuna sabretmesi gerekir.
Her duanın, her çabanın ve her hasretin bir "ol" vakti vardır.
Bizler o vakti tayin edemeyiz; sadece o vakte kadar heybemizi sabırla, niyetimizi ihlasla doldurabiliriz. "Kısmet değilmiş" demek, yenilgi değil; aksine daha büyük bir planın işlediğine olan sonsuz güvendir.
Bu şuurla yaşamak, insanın sırtındaki o ağır "belirsizlik" yükünü indirir. Geleceğin kaygısı ve geçmişin pişmanlığı, "Yâ Nasip" diyen bir gönülde barınamaz.
Çünkü nasibe inanan kişi bilir ki; rızık adrese teslimdir, huzur ise rızaya bağlıdır. Çaba bizden, takdir ise gönülleri evirip çeviren, her şeyi hakkıyla bilenden...
Hayat yolculuğunda adımlarımızı kararlılıkla atarken, kalbimizi her zaman bu eşsiz teselliye açık tutmalıyız. Zira dünya telaşı içinde yorulan ruhun en şifalı ilacı, "Yâ Nasip, Yâ Kısmet" diyerek varılan o huzur durağıdır.