Vuslat Yolunda İhlâs, Sebât, Sadakat, Şâhitlik İnsan, dünya hayatına adım attığı ilk andan itibaren muazzam bir yolculuğun öznesi olarak takdir edilmiştir. Bu yolculuk, sadece mekânlar ve zamanlar arasında bir yer değiştirme değil; ruhun, kaynağına ve aslî menşeine doğru katettiği mânevî bir seyir halidir. Ancak insanoğlu, beşerî yapısının ve dünyevi hengâmenin ortasında zaman zaman yönünü şaşırabilir, ürkek adımlarla tereddüde düşebilir. Oysa bu manevi yürüyüşte korkunun ve umudun doğru tefekkür edilmesi, hakikat arayışının mihenk taşıdır. Mânevî olgunluğa erişme yolunda ilerlerken insanın zihnine ve gönlüne en çok sirayet eden duygulardan biri çekincedir. Oysa Yaratıcı’ya vuslat yolunda yürümekten, O’nun rızasını arama yolunda mesafe katetmekten korkulmaz. Rahmeti her şeyi kuşatan bir Kudret’e yönelmek, ruhun sığınabileceği en emin limandır. İnsanın asıl sakınması ve irkilmesi gereken şey; kendisini esas sevilmeye layık olan mutlak Varlık’tan ayıran engellerdir. Nefs...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar