Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

Gök ile Yeryüzünün Kesiştiği Yer

Gök ile Yeryüzünün Kesiştiği Yer Gecenin en derin, zifiri karanlığının yavaşça sıyrıldığı ve kainatın fıtri bir sükûnete büründüğü o mübarek vakitte; zaman adeta akışını yavaşlatır. İnsanlığın asırlardır yöneldiği, kalplerin ve ruhların ortak pusulası olan o mukaddes merkez, insanı dünyevi olan her türlü meşgaleden ve telaştan arındıran eşsiz bir heybetle yükselir. Etrafında saf saf dizilmiş, üzerlerindeki tüm dünyevi statüleri, unvanları ve benlikleri bir kenara bırakarak sade ve beyaz bürünüşleriyle duran insan seli; varlığın hakikatine dair sessiz ama derin bir şahitlik sunar. Gökyüzüne yükselen minarelerin arasından yankılanan ve kalplerin en ücra köşelerine nüfuz eden o ulvi davet, insanı derin bir tefekküre sevk eder:  Namaz, uykudan ve dünyanın geçici uyuşukluğundan hayırlıdır.  Bu nida, sadece uykuda olan bedenleri değil; gaflet uykusuna dalmış, gündelik koşturmacalar arasında ruhunu unutan gönülleri de uyandıran bir nevi  "Diriliş Çağrısı" dır...

Bu da Geçer Yâ Hû

Edeb Yâ Hû

Ruhun Tenle Buluştuğu Eşik: Yara, Sabır ve Şifa

Sertliğin Koynunda Açan Merhamet: Taşa Dokunan Zarafet

Varlık Deryasında Haddini Bilmek: İradenin Teslimiyeti ve Külli Nizam

8372: Srebrenitsa’nın Sessiz Çığlığı

Zamanı Durduran Gecede İradenin Direnişi

Cahiliye Algısından Hakikate: Safer

Kalbin Mutmain Limanı: Tevekkül ve Teslimiyet