Hayat yolculuğunda her gidiş bir varış, her ayrılış aslında bir kavuşma çabasıdır.
Ancak lisanın inceliklerine indiğimizde, "dönmek" eyleminin sadece bir yön değişimi değil, çok daha derin bir aşinalık içerdiğini görürüz.
Bir kişiye "dön" denilmesi için, o kişinin gideceği yeri daha önceden bilmesi, orayı tanıması ve aslında oraya ait olması gerekir.
Hiç bilmediği, yabancısı olduğu bir yere giden kişiye "dön" denmez; o sadece bir yolcudur.
İlahi kelamda yankılanan "Dön!" hitabı, ruhun en derinlerinde bir uyanış başlatmalıdır.
Eğer bu ses bize ulaşıyorsa, bu bizim o makamı, o huzuru ve o sevgiyi ezelden tanıdığımızın en büyük delilidir. İnsan, yabancısı olduğu bir yere değil, asıl evine davet edilmektedir.
Bu davet, ruhun gurbetten sılaya, karmaşadan huzura, emanetten asıl sahibine olan yolculuğunun adıdır.
Bu sırrı idrak eden bir gönül için ölüm veya son, bir kayboluş değil; bir "rücu", yani bilinen ve özlenen o eşsiz kaynağa geri dönüştürülüştür.
"Dön" emri, aslında "Bildiğin, sevdiğin ve ait olduğun yere gel" demektir. Bu hitabın muhatabı olmak, kalpte saklı olan o kadim bilgiyi açığa çıkarır. Kişi Rabbini ne kadar tanırsa, bu dönüş çağrısının zevki ve manası da o nispette artar.
Unutmamalı ki, gideceği yeri bilmeyen, vatanını tanımayan bir ruh için bu çağrı sadece sessiz bir sedadan ibaret kalır.
Asıl mesele, henüz bu dünyadayken o büyük buluşmanın provasını yapmak ve kalbi, o kutlu "Dön!" emrini işitecek ve tanıyacak bir kıvama getirmektir. Çünkü gerçek vuslat, sadece bildiği yere dönenlerin nasibidir.
✨☀️✨
Bu güzel molanın devamı ve tüm paylaşımlara doğrudan ulaşmak için her zaman bizi ziyaret edebilirsiniz, ve hatta bu linki hem zihninize hem de favorilerinize ekleyerek mola vaktinizi unutulmaz kılabilirsiniz:
✨☀️✨